Mar 092016
 
826 views

Türkçede En Çok Kullanılan 100 Sözcük

Türkçede En Çok Kullanılan 100 SözcükAslında bu yazının başlığı “Türkçe ile ilgili yapısal istatistikler” şeklinde olmalıydı. Aşağıda size son dönemde yaptığımız bazı çalışmalarda elde ettiğimiz rakamlar vereceğim. Bu rakamlara Python dili ile yürüttüğümüz “Türkçe Derlem (Corpus)” projesi ile ulaştık. Yenileri de gelecek.

Projemiz açık kaynaklıdır.

Facebook’ta PythonDerlemTR isimli bir grubumuz var.

Açık kaynak kodlarımız github.com adresinde trderlem adı altında herkese açık olarak sergileniyor.

Bu projenin ilk hedefi Türkçede kullanılmakta olan sözcüklerin, kullanım frekanslarına göre derlenmesidir. Bu çalışmanın ilk aşamasını tamamladık. Elde ettiğimiz sonuçlar özet olarak şöyle:

  • 1- Taradığımız doküman sayısı = 3700
  • 2- Bulduğumuz toplam sözcük sayısı = 253 milyon
  • 3- Derlem dosyasına giren sözcük sayısı = 2,760,443

Aşağıdaki listede yer alan en çok kullanılan 100 sözcük işte bu çalışmanın ürünü.

Türkçede En Çok Kullanılan 100 Sözcük
07,588,925 bir
05,564,600 ve
03,213,146 bu
02,042,980 de
02,017,210 da
01,475,364 için
01,184,617 o
01,163,764 gibi
01,136,033 daha
01,040,456 ama
00,962,295 çok
00,936,503 sonra
00,934,036 ne
00,857,178 kadar
00,804,281 her
00,765,322 olarak
00,742,794 olan
00,708,133 diye
00,686,121 dedi
00,618,263 ki
00,613,357 ile
00,597,472 en
00,576,141 ya
00,569,457 şey
00,525,936 iki
00,516,822 s
00,502,775 zaman
00,483,474 büyük
00,476,564 onu
00,463,148 ben
00,456,002 onun
00,439,853 olduğunu
00,416,378 değil
00,411,571 bütün
00,388,885 içinde
00,387,622 hiç
00,383,161 kendi
00,380,607 olduğu
00,379,296 var
00,373,620 bile
00,370,609 başka
00,362,813 iyi
00,361,071 ona
00,352,620 doğru
00,352,295 önce
00,332,830 mi
00,331,772 bana
00,330,863 a
00,315,906 aynı
00,308,693 ı
00,305,592 ilk
00,305,584 i
00,293,373 in
00,292,138 vardı
00,290,411 böyle
00,285,108 bunu
00,280,514 hiçbir
00,275,439 beni
00,275,180 el
00,275,156 göre
00,273,042 karşı
00,272,603 ancak
00,272,245 çünkü
00,270,231 yeni
00,269,705 ise
00,267,999 nasıl
00,263,104 yok
00,257,066 tek
00,254,990 benim
00,253,033 arasında
00,250,571 son
00,246,683 şimdi
00,246,403 artık
00,236,352 küçük
00,235,003 gün
00,233,467 fakat
00,229,862 mı
00,228,515 öyle
00,225,172 hemen
00,225,133 üzerine
00,223,951 birlikte
00,223,814 bunun
00,222,161 tarafından
00,221,006 sadece
00,218,779 biri
00,218,213 yine
00,217,578 uzun
00,215,502 hem
00,212,699 şu
00,211,181 adam
00,211,022 şekilde
00,210,184 etti
00,203,597 insan
00,202,996 pek
00,202,596 sen
00,201,329 oldu
00,201,146 veya
00,198,022 yer
00,196,867 biraz
00,194,743 e

Yukarıdaki listede görüldüğü gibi Türkçede en çok “bir” sözcüğü kullanılıyor. Taranan toplam 253 milyon sözcük için “bir” sözcüğü 7,588,925 kez yinelenmiş. İkinci sıradaki sözcüğümüz “ve” 5,564,600 kez kullanılmış. Üçüncü sözcüğümüz “bu” ise 3,213,146 yerde geçmiş.

Derlem dosyasında yer alan sözcükleri henüz bir elemeden geçirmedik. Bu yüzden bu dosyanın içinde, Türkçe metinlerde geçen bazı yabancı sözcükler ve isimler de yer alıyor. Ana sözcükten ayrı yazılan ekleri de bağızsız sözcükler olarak değerlendirdik. İleride, bu tür ayıklamaları yaptıktan sonra elde ettiğimiz sonuçları da sizlerle paylaşacağım.

TrDerlem projemizi incelemek ve/veya katkıda bulunmak isterseniz facebook grubumuza katılın. Kapımız herkese açık.

Ahmet Aksoy

Eyl 172015
 
723 views

Windows 10 Yine Harikalar Yaratıyor

Windows 10 Yine Harikalar Yaratıyor

Resim: technotown.com

Windows 10 sayesinde yine olağanüstü bir gün yaşadım. Bunu başaran windows uzmanlarına saygılarımı sunuyorum. Zaten kulaklarını da yeterince çınlatmışımdır.

Fazla uzatmayayım.

Sabahleyin evde dizüstü bilgisayarımda maillerime bakıp bir kaç şeye göz attıktan sonra, çalışmalarıma ofiste devam etmek üzere toparlandım. Hiç bir sorun yoktu.

Ofise varıp, bilgisayarımı yeniden açtığımda saat 12’ye on vardı. Her şey normal görünüyordu.

Ancak mailerime bakmak istediğimde tüm posta kutularının boş olduğunu farkettim. Daha önce de başıma geldiği için hemen modemi kontrol ettim. Çalışır durumdaydı. Ancak, sistem çubuğunun sağ tarfındaki ağ bağlantı ikonunun sol üst köşesinde daha önce hiç görmediğim bir ‘*’ işareti olduğunu farkettim. Fare imlecini ikonun üzerine getirdiğimde “Bağlı değil – Bağlantı var” şeklinde bir mesaj görünüyordu.

Bu nedenle ağ bağlantıları bölümüne geçmek istedim. Ama ikon ısrarla tepki vermiyordu. Sistem çubuğu üzerindeki diğer ikonların davranışlarında herhangi bir sorun yoktu. Sadece ağ bağlantı ikonu sorunluydu.

Dün de aynı çubuk üzerindeki Chrome butonunun tepki vermediğini, programı çalıştırmak için masaüstündeki kısayolu kullanmak zorunda kaldığımı hatırladım. Bu nedenle sistem menüsünden ağ ayarlarına geçmek istedim. Karşıma abuk bir şeyler çıktı. Normalde hem ofis modemini, hem de çevredeki kablosuz ağ modemlerini gösteren bir liste çıkardı. Ama bu kez öyle bir şeyler yoktu.

Eski işletim sistemim Windows 7’de de zaman zaman sorun yaşadığım olurdu ama, Windows 10’un eline bu konuda su dökebilmesi mümkün değil! Hem kendime, hem de bu sistemi geliştirenlere içten dileklerimi ileterek sistemi kapayıp yeniden açtım – daha doğrusu açmaya çalıştım…

Ama bunun için de epeyce bir mesai harcamam gerekti. Çünkü çubuk üzerinden sistem menüsüne erişmek te mümkün olmuyordu.

Eski yöntemlere başvurdum. Bir komut penceresi açıp sistemi kapatabilecek olası komutları denemeye başladım. Birkaç denemeden sonra “shutdown” komutu tepki verdi. Komut penceresinde okumaya fırsat bulamadığım bir sürü yazı göründü, sonra da pencereyle birlikte hepsi kayboldu.

Biraz bekledim ama, herhangi bir hareket göremedim. Bunun üzerine komut penceresini “yönetici” olarak açtım ve aynı komutu verdim. Meğerse daha önce gördüklerim bu komutun kullanım açıklamalarıymış. Upuzun bir destan. Özetle, komuta /f parametresini eklemem gerektiğini o yazılardan öğrendim. “shutdown /f”.

İşlem başladı ve ekranda “Oturumdan çıkılıyor” mesajı göründü.

Gelmesine geldi ama, bir türlü gitmek bilmiyor… Beş dakikadır bu mesajı seyrediyorum.

Saat 13:50. Tam iki saat olmuş. Noktalar dönüp duruyor.

Daha önce kullandığım ikinci ekran sorun yaratmıştı. O yüzden o ekranı bilgisayardan ayırdım. Ne olur, ne olmaz!… Noktalar hala dönüyor. (Herhalde birileri de bir yerlerde bu halimize kıs kıs gülüyordur…)

10 dakika oldu!…

Ctrl-Alt-Del denedim. Tepki yok.

Son çare, düğmeden kapatmak.

Saat 14:10. Bilgisayarın açma düğmesine bastım. Epey bir süre bekledikten sonra siyah ekran yerini mavi ekrana bıraktı ve altı nokta tekrar maskaralığa başladı. Bakalım bu kez eğlence ne kadar sürecek?…

Sabit disk ışığı periyodik olarak belli aralarla yanıp sönüyor. Pek hayra alamet değil!

Tek bilgisayarla çalışmanın en kötü yanı bu. Deneyip beklemek dışında yapılacak bir şey yok!…

14:06: Disk ledi düzensiz aralıklarla yanıp sönmeye başladı. Demekki bir şeyler okunup yazılıyor artık.

14:12: Tekrar periyodik ve seyrek yanıp sönmeler başladı.

14:18: Ekrandaki altı nokta hala dönmeye devam ediyor.

Bu sistemi başımıza saranların hepsine ayrı ayrı selam ve saygılarımı sunuyorum. Tam iki buçuk saattir bilgisayarı açabilmek mümkün olmadı.

14:23 Bilgisayarın on/off düğmesine uzun süre basarak sistemi kapattım.

Fareyi ve şarj bağlantısını da çıkardım.

14:25: Ekran karardı. Disk ışığı sürekli yanar durumda.

14:28: Altı yuvarlak yeniden dönmeye başladı. Disk ışığı düzensiz yanıp sönüyor.

14:42: Bilgisayarı tekrar kapattım. Yeniden açtım.

14:51: Açılış ekranı geldi. Parolayı girdim.

14:53: Şu anda açılmış gibi görünüyor.

14:55: Galiba bu kez de pil bitti. Hiç uyarı vermeden makina kapandı.

Ş arj bağlantısını takıp bilgisayarı yeniden açtım.

14:58: Sonunda bilgisayar açıldı. İnternet bağlantısı da aktif!…

Sonuç: Tam üç saat beş dakikam havaya uçup gitti. Buna sebep olanlara tekrar saygılarımı sunuyorum. En kısa zamanda linuxa terfi etmeye karar verdim. Windows’u sanal bellek üzerinden gerektiğinde çalıştırmak üzere kurarım. Bu kadar işkence çektiğim yeter!

Eğer henüz bilgisayarınızı Windows 10’a yükseltmediyseniz, sakın böyle bir şeye kalkışmayın! Kazanabileceğiniz ek bir şey yok! Ama çok fazla zaman kaybediyorsunuz.

Karar sizin elbette. Ben sadece uyarayım dedim!

Ahmet Aksoy

Ağu 292015
 
948 views

Canlı siber savaş yayınları

Canlı siber savaş yayınları

26 Ağustos 2015’te Türkiye’nin internet bağlantılarında ani bir tıkanma yaşandı. Resmi bir duyuru yapılmamakla birlikte, bu duruma İzmir ile İspanya arasında gerçekleşen siber saldırıların neden olduğu ve bu durumun, TC’deki internetin altyapı yetersizliğini, hem de 4.5G duyurularının yapıldığı bir tarihte iyice ortaya çıkardığı belirtiliyor.

Saldırıyı hangi tarafın başlattığı, amacın ne olduğu gibi sorulara net yanıtlar vermek zor. Ama bu olay, bize, aslında arka planda sessiz sedasız yürütülen yoğun bir elektronik savaş olduğunu yeniden hatırlatıyor. Bu savaşları, tıpkı zamanında Amerika’nın Irak’a yaptığı uçak saldırılarını TV’lerden canlı olarak izlediğimiz gibi, canlı olarak izlemek mümkün.

Bu konuda başı çeken kuruluş, açık ara NORSE CORP. Başka çevrimiçi yayınlar da var ama, Norse kadar kapsamlı değiller.

Norse’un çevrimiçi siber saldırı haritasının adresi şöyle: map.norsecorp.com

Eğer bağlı olduğunuz internet segmenti bu çatışmalardan nasibini almıyorsa, film izler gibi canlı olarak bu eylemleri izleyebiliyorsunuz. Saldırıyı başlatan ülke, anlık saldırı sayıları, saldırı port adresleri, servis tipleri, hedef ülkeler, hedef ülkelerdeki saldırı sayısı bilgileri canlı olarak karşınızda. Saldırıların zamanı, adresi, saldırganın IP adresi ve coğrafik lokasyonlar da bu canlı yayının birer parçası.

Zaman zaman bu saldırılar o kadar yoğunlaşıyor ki, kimin saldırdığı, kimin saldırıya uğradığı takip edilemez hale geliyor.

Benzer şekilde çalışan, ama daha dar bir kapsama sahip olan diğer adreslerden bazıları şunlar:

Internetinizin durup dururken birdenbire yavaşladığı durumlarda bu haritalara bakmak, size bir fikir verebilir.

Dünyada her türlü savaşın son bulması dileğiyle!..

Ahmet Aksoy

Ağu 162015
 
595 views

Windows 10 Macerası

Windows 10 MacerasıYılların verdiği tecrübe, yeni program ve işletim sistemlerine geçerken beni dikkatli olmaya alıştırdı. Normal koşullarda herhangi bir işletim sistemi, ya da herhangi bir program olsun eğer kararlı bir hale gelip, olur olmaz sorunlar çıkartmaktan arınmadıkça onu kullanmaya kalkışmam.

Ama bu sefer basiretim bağlandı, ya da her ne olduysa, Windows 10 yüklemeye bir gece vakti aniden karar verdim ve sistemi indirip “Yükle” düğmesine bastım.

Basmaz olaymışım!

Gece yarısına doğru başlattığım kurulum ertesi gün öğlene kadar devam etti. Ondan sonra da kapat-açlar başladı ve bu hengame akşama kadar sürdü.

Akşam, beni bir başka sürpriz bekliyordu: duyarsız, tepki vermeyen, hiç bir şeyi algılamayan bir sistem ve onun karanlık ekranı!

Uzunca bir beklemeden sonra riskleri göze alıp sistemi kapatma tuşundan kapatıp yeniden açtım. Açılış işlemleri yine kör bir ekranla noktalandı. Bunu defalarca denedim, ama saatin akrep ve yelkovanından başka bir şey değişmedi.

Yedek bilgisayarım olmadığı için bu durumu sorgulama şansım da yok. Bu yüzden klasik “deneme-yanılma” yöntemlerine başladım.

Bu tür sorunlarda, ilk önce bilgisayara bağlı kullanımı zorunlu olmayan cihazlardan başlamak lazım. Ben de öyle yaptım. İkinci ekranımı devre dışı bırakıp kapat-aç işlemini tekrarladım.

Şanslıymışım ki bu deneme hemen yanıt verdi ve bilgisayar aşama aşama açıldı. Bunca zamanı yitirdikten sonra insan kaybolan eşeğini bulan Nasreddin Hoca gibi seviniyor…

Bu durum gösteriyor ki, Microsoft, sistem testlerini kendisi yapmak yerine, kullanıcıya yaptırma yolunu seçmiş. Windows 10’u ücretsiz dağıtmasının nedenlerinden biri de bu olsa gerek.

Sonuçta, sistemim çalışır hale geldi ve ben yaklaşık bir haftadır Windows 10 kullanıyorum. Önceki sistemim Windows 7 idi ve bana, “iyi ki sistemimi yükseltmişim!” dedirtecek en ufak bir şeyle bile karşılaşmadım.

Kayıplarım daha fazla. Örneğin masa üstünde kullandığım saat/takvim, işlemci ve bellek kullanım göstergeleri vb yok. Bunları ayrıca yüklemek mümkünmüş sanırım ama, daha fazla riske girmek istemiyorum. Çünkü bu bir hafta içinde bilgisayarımın kontrolsüz olarak kapandığı ve kilitlendiği bir kaç olay daha yaşadım. (Ayrıca daha önce gözüm kapalı kullandığım bir sürü konfigürasyon seçeneği de binbir yere dağılmış durumda. Her birini tek tek Google amcaya sormadan bulmak mümkün değil!)

En sonuncu sorunu da bir kaç saat önce yaşadım ve bu yazıyı yazmanın vaktinin geldiğinden iyice emin oldum. Ancak bu kez BAD_POOL_HEADER başlıklı bir sorun olduğu ve bunu internetten araştırmam gerektiği konusunda bir uyarı aldım. Sistem yine kilitlendi. Tekrar kapatıp açtım. İkinci ekran nedeniyle açılış yine gerçekleşmediği için ekranı kaldırıp açılışı gerçekleştirdim.

Windows 10, donanım tanıma konusunda mübalağasız sınıfta çakıyor!

Herşeye rağmen -eğer kilitlenmezse- bilgisayar açılışının Windows 7 ile kıyaslandığı zaman biraz daha hızlı olduğunu söyleyebilirim. Ancak bunun gerçek bir hız olduğuna inanmıyorum. Olsa olsa bazı işlemleri arka plana iteleyip, herşey tamamlandı duygusu verme yoluna gitmişlerdir diye düşünüyorum.

Bu yazıyı nasıl sonlandıracağımı tahmin etmişsinizdir!
Evet! Önemli bir nedeniniz yoksa ve gereksiz bir macera yaşamak istemiyorsanız Windows 10 yüklemeye kalkışmayın!

Oysa bu kez bulut sistemini prezante etmek için daha tutarlı bir çalışma yaptıklarını ummuştum…

Microsoft’un bundan sonra yeni bir Windows sürümü çıkarmama kararı aldığına bakılırsa, aslında onların da bu sistemden artık bir beklentileri kalmadığı anlaşılıyor.

Düşe kalka yola devam edeceğiz yine.

Çünkü hala zorunlu olarak üzerine windows yüklenmiş bilgisayarları satın almak zorunda bırakılıyoruz. Çünkü öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, bütün açıklarına ve arka planda yürüyen deşifre olmuş casus uygulamalara rağmen resmi kurumlarımız -en azından bir çoğu- hala windows kullanmaya devam ediyorlar.

İşte bu yüzden, biz de bu ülkenin vatandaşı olarak deveyi dehlemeye devam edeceğiz demektir.

ahmet aksoy

Ağu 022015
 
694 views

Bulut Sistemleri Bizi Nasıl Etkileyecek?

Az önce, bir arkadaşımın tavsiyesiyle, bulut üzerinde çalışan yeni bir program kurdum “Maxthon Cloud Browser”. Bu program, bazı entegre özellikleri sayesinde video erişimini ve yerelleştirmeyi kolaylaştırıyor. Ayrıca isteyenlerin proxy özelliğinden de yararlanması mümkün. Bu program sayesinde istediğim bilimkurgu filmlerine daha kolay erişebilmeyi umuyorum.

Son zamanlarda “bulut” (cloud) sistemleri hızlı bir şekilde yaygınlaşmaya başladı.

bulut sistemleri

Bu işi ilk başlatanlardan biri Google olmuştu. Google, gmail sistemi ile kişi başına 15 gigabyte gibi, o günün şartlarında inanılmaz büyüklükteki bir alanı ücretsiz olarak kullanıma açtı. Böylece size gelen eposta mesajlarınızı kişisel bilgisayarınıza indirmek zorunda kalmıyordunuz. Buna ek olarak, eski veya yeni mesajlarına ulaşabilmek için kendi kişisel bilgisayarınıza bağımlı olmaktan kurtuluyordunuz.

Google daha sonra googlegroups, google+, googledrive gibi sistemleri devreye soktu. Özellikle googledrive belge hazırlama ve saklama konusunda benzersiz bir hizmet sunuyor.

Youtube sistemi de aslında bir tür bulut sistemi. Sadece video depolama ve indirme değil, aynı zamanda video işleme hizmetleri de var.

Bu durumu, bir dönemin istemci-sunucu (client-server) modeline benzetiyorum. Özellikle UNIX sistemleri, bir sunucu ve ona bağlı aptal terminaller (dummy terminal) kullanıyordu. İstemci tarafında sadece ekran ve klavye gibi girdi/çıktı elemanları yer alıyor, işlemlerin tümü sunucu tarafında gerçekleştiriliyordu.

Teknolojinin gelişimi daha sonra bağımsız ve yarı bağımsız kişisel bilgisayarların gelişimini ve yaygın şekilde kullanımını sağladı. Bu dönemde “aptal terminaller” yerlerini kişisel bilgisayarlara bıraktılar. Böylece bazı işlemler sunucu üzerinden, bazı işlemler de sunucuya gerek kalmadan gerçekleştirilmeye başlandı.

Belirli bir sunucusu olmaksızın kişisel bilgisayarların hem istemci hem de sunucu gibi davrandığı büyük ölçekli ağlar da geliştirildi. Ancak, çok fazla yaygınlaştıklarını söyleyemiyoruz.

Günümüzün yeni teknolojik modası olan Bulut sistemleri, bilgi işlem teknolojilerinde yeni bir çığır açabilir görünüyor. Çünkü etkin bir bilgisayar kullanıcısı olmak için bir kişisel bilgisayar sahibi olmanıza bile gerek kalmayacak. Telefon, tablet veya internete erişebilen herhangi bir cihaz sayesinde bulut üzerindeki hizmetleri gerçekleştirmeniz mümkün olabilecek.

Microsoft’un en son işletim sistemi Windows 10’u ücretsiz olarak dağıtmasını bu gelişmelerin bir yansıması olarak görüyorum. Çünkü artık hiç kimsenin kişisel bir işletim sistemi veya kelime işlemci, grafik işleme, veri tabanı düzenleyici gibi programları satın almasına gerek kalmayacak. Bütün bu hizmetler bulut üzerinden sağlanacak ve büyük olasılıkla bir tür kiralama modeliyle ücretlendirilecekler. Ya da kullanıcılar reklam izlemeye razı olarak bu hizmetleri kullanabilecekler.

Bulut sistemlerinin hükümetler tarafından da destekleneceğini tahmin ediyorum. Çünkü bu durumda, sistem üzerindeki bilgilerin denetimi çok büyük sayıdaki farklı cihazların optimum şekilde denetlenmesinden çok daha kolay ve ucuz olacaktır. Belki ileride “kişisel bilgisayar kullanımı” yasalarla veya ekonomik yaptırımlarla ve fiyatlama politikalarıyla kısmen veya tamamen engellenebilir.

Bütün bunlara rağmen günümüzdeki internetin, bir yeraltı interneti olan darknet / deepweb / freeweb gibi sistemlerle kıyaslandığında, buzdağının ucu gibi görünmesi, yeni gelişmelerde de benzer kaçak kullanım yapılarının gelişmesini engelleyemeyecektir. Bunu çok uzak olmayan bir gelecekte göreceğimizden eminim.

Her ne olursa olsun, bulut sistemlerinin bugünün teknolojileri açısından -özellikle büyük ölçekli solid-state kayıt cihazlarının yüksek hızlı ve düşük maliyetli erişim ve saklama olanağı sağlamasıyla- en uygun çözümlerden biri haline geldiklerini söylemek hiç te yanlış olmaz.

Size önerim, çok mecbur kalmadıkça pahalı ve gelişmiş özelliklere sahip kişisel bilgisayarlara yatırım yapmaktan kaçınmanız olacaktır. Onun yerine kaliteli ekranlara, kaliteli objektiflere, kullanışlı klavye ve fare gibi araçlara yatırım yapmanız daha doğru olur. Çünkü bunları çok daha uzun bir süre kullanmak zorunda kalacağız. Ama sabit disk, flash disk, DVD, Blue-Ray gibi araçların ömrü bana pek te uzun olmayacak gibi geliyor.

Elbette büyük konuşmamak lazım. Bunlar benim kişisel tahminlerim.
Belki sizler de kendi düşüncelerinizi benimle ve diğer arkadaşlarımızla paylaşmak istersiniz. Bunun için yorum alanını istediğiniz gibi kullanabilirsiniz.

ahmet aksoy

Oca 212015
 
456 views

Sevdiklerimiz her zaman yüz yüze görüşebilecek kadar yakınımızda olamıyor. Sesini duymak, bir haber almak için teknolojinin nimetlerinden faydalanmak gerekiyor. 

Birçoğumuz biliyoruz ki, sevdiklerimizle görüşmek için bize ücretsiz fırsatlar sunan çeşitli uygulamalar var. Bu uygulamalar sayesinde sadece mesaj değil, sesli ve hatta görüntülü aramalar yapabiliyoruz. Ancak bu uygulamanın her iki tarafta da yüklü olması gerekiyor. Çok fazla uygulama seçeneği var ve sevdiklerimiz ne kullanıyorsa biz de ona göre farklı uygulamalar yüklüyoruz. İşte bu sorunu çözmek için yola çıkan LINE’ın geliştirdiği LINE Premium Call özelliği ile tüm sevdiklerinize tek bir platformdan çok uygun fiyatlara ulaşabiliyorsunuz. Öyle ki yurtdışını aramanın dakikası 2 kuruşa kadar iniyor. Nasıl diye sorarsanız hemen sizi tanıştıralım.

Telefonunuzda LINE yüklü ise ayrı bir uygulama yüklemeniz ya da abone olmanız gerekmiyor.

LINE indirmek için: http://line.me/tr/download 

LINE Premium Call nedir?

LINE Premium Call internet üzerinden çok düşük fiyatlara telefon görüşmesi yapmanızı sağlayan bir servis. Aramak istediğiniz kişinin interneti yoksa ya da LINE uygulamasına sahip değilse LINE Premium Call üzerinden hem sabit hem de cep telefonlarına arama yapabiliyorsunuz. 

Yurtdışı: Dünyanın dört bir yanından sevdiklerimizi telefonunda LINE yüklü olsa da olmasa da ya da interneti olsa da olmasa da mobil cihazınızdan kolaylıkla ve ucuz bir şekilde arayabiliyorsunuz.

Yurtiçi: Online yollarla ulaşamadığımız arkadaşlarımızı da LINE Premium Call ile ister cepten ister ev telefonundan arayabiliyoruz.

LINE Premium Call nasıl kullanılır?

LINE Premium Call kullanabilmek için öncelikle kredi yüklemesi yapmanız gerekiyor. Eğer krediniz yoksa merak etmeyin, LINE’ın yakın tarihte bir etkinliği olacak ve katılarak ücretsiz kredi kazanabileceksiniz. Ayrıntılarını yazının devamında okuyabilirsiniz.

Şu anda en düşük 200 kredi yüklenebiliyor ancak rakam gözünüzü korkutmasın, yalnızca 4,29 TL ödüyorsunuz ve yurtdışındaki sevdiklerinizle uzuuun uzun sohbet edebiliyorsunuz.

Kredi satın almak ya da mevcut kredinizi görmek için Ayarlar menüsünü kullanabilirsiniz.

Kredinizi satın aldıktan sonra arama yapmak istediğiniz kişiyi seçip doğrudan arayabilirsiniz. Ya da ülke kodu tercihi yapıp numarayı girerek arayabilirsiniz. Ayrıca her aramadan önce aramanızın ne kadar ücretlendirileceği ekranın altında bilgi olarak gösteriliyor.

Geçmiş aramalarınızın listesi de Premium Call menüsü altında görüntülenebiliyor.

LINE Premium Call Fiyatları nedir?

LINE sabit hat ve cep telefonlarına arama yapma imkanı sunan diğer servislere göre en uygun tarifeyi sunuyor. Döviz kuruna göre fiyatlar değişebilse de yaklaşık ücretler şöyle:

“seviyorum” de sevdiklerinle LINE Premium Call’dan ücretsiz 200 dakikaya kadar arama kazan!

LINE’ı yükleyerek ve 28 Ocak – 1 Şubat tarihleri arasında yapılacak etkinliğe katılarak 200 dakikaya kadar (arayacağınız ülkeye, sabit hat ya da cep telefonuna göre küçük farklılıklar gösteriyor) kullanabileceğiniz 200 LINE Premium Call kredisi kazanıyorsunuz. Etkinliğe katılmak için ise yapmanız gereken çok kolay;

  • LINE Türkiye resmi hesabından bilgilendirme mesajı geldiğinde “seviyorum” yazıp mesaj olarak yanıtlamak

Etkinliğe katıldıktan sonra krediniz otomatik olarak hesabınıza yükleniyor. Yüklenen kredinizi LINE-> Diğer/Daha Fazlası-> LINE Premium Call’a girerek takip edebilirsiniz.

Eğer LINE’da telefon numaranızı kayıt altına almadıysanız, LINE’ın yönlendirme mesajıyla, önce numaranızı kayıt altına alıp, sonra da “seviyorum” diyerek etkinliğe katılabiliyorsunuz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.
boomads_offer_client = “aeeac937c1fb46288cbcfa145ffa9dd3″;
boomads_offer_id =”922”;

  tarafından 5:34 pm itibariyle gönderildi.