Eyl 192014
 
1.446 views
bataryalar

Photo: androidpit.info

Halihazırdaki teknolojik seviyemiz sözkonusuyken, bataryasız akıllı telefonlar, ne yazık ki mümkün değil. Çünkü bataryasız bir akıllı telefon, olsa olsa sabit bir telefon kadar bağlayıcı dolacaktır. Onu çalıştırabilecek enerji, eğer bataryası yoksa, ancak elektrik şebekesinden sağlanabilir.

Eğer yoğun bir telefon kullanıcısı iseniz, bataryalarla hep bir sorununuz var demektir. Şahsen ben böyle bir kullanıcı değilim. Telefonumu genellikle sadece telefon görüşmeleri yapmak için kullanırım. Çünkü zamanımın çoğu zaten dizüstü bilgisayarımın başında geçer. Telefona ihtiyaç duymam.

Ama eşim tam bir telefon tutkunudur. Hem özel ilgi alanları, hem de işi gereği telefon kullanımı maksimum yoğunluktadır. Bu yüzden de en büyük dertlerinden biri, telefonunun bataryasıdır. Şarj aletini yanına almadan, dışarıya adımını bile atmaz.

Böyle bir telefon kullanıcısının, eğer elektrik prizi olmayan bir mekanda uzun süre bulunması gerekiyorsa, yanında mutlak dolu bir yedek bataryası olmalıdır. İşte bu nedenle değiştirilebilir bataryaları olan akıllı telefonlar, sabit bataryalı olanlardan daha fazla ilgi görüyor.

Son dönemde bu soruna geçici bir çözüm bulundu gibi: kablosuz şarj.

Aslına bakarsanız, kablosuz şarj sistemleri sizi sadece şarj aletinizi çok sık kullanmaktan kurtarıyor. Bu kez de kablosuz şarj aletine bağımlı kalıyorsunuz. Boş kalan zamanlarında telefonunuz hep kablosuz şarj aracının yakınlarında olmalı.

Bir sonraki aşama, eğer akıllı telefon üreticileri kullanılacak kablosuz şarj standartları üzerinde bir anlaşmaya varırlarsa, insanların yoğun kullandığı bölgelerde kablosuz enerji santrallarının kurulmaya başlaması olabilir. Yani evinizde, işyerinizde, sokakta, parkta, lokantada, nerede olursanız olun, çevrenizde telefonunuzun kendiliğinden şarj olmasını sağlayacak bir düzenek olursa, bataryanızı özel olarak şarj etmeye ihtiyacınız kalmayacak demektir. Böyle bir durumda batarya değiştirmenize de gerek yok. (Bu radyasyonun insan sağlığı üzerindeki etkilerini tartışmıyorum.)

Ben hep akıllı telefonların kullanılmadıkları zaman da çevrelerindeki manyetik dalgalar sayesinde kendilerini şarj edebileceklerini düşünmüşümdür. Ancak büyük olasılıkla yeterli düzeyde enerji depolamaları mümkün olmuyor. Ancak mobil bilişim sektörü geliştikçe daha az enerjiyle daha çok iş yapmak mümkün hale geliyor. O yüzden, ileride bu da gerçekleşebilir belki.

Yani akıllı telefon santrallarının yayınları, aynı zamanda telefonların enerji ihtiyaçlarını sağlamalarına da imkan verecek şekilde düzenlenebilir.

Sadece sesli düşünüyorum. Ama, neden olmasın?

Ahmet Aksoy

Kaynaklar:
http://www.cultofandroid.com/19472/smartphone-batteries-and-why-they-need-to-remain-removable/
http://www.ibtimes.com/beyond-batteries-why-your-next-smartphone-may-last-weekend-1666812
http://mobileandphone.com/non-removable-battery-cons-and-pros/

Eyl 162014
 
564 views

Dijital Fiyaskolar

Dijital fiyaskolarDijital dünyanın  her yere uzandığı, her girişime bir şekilde bulaştığı bir aşamadayız. Yeni ve geleceği parlak mobil bilişim ürünleri birbiri ardına boy gösteriyorlar. Ancak böyle bir ortamda, büyük beklentilerle yola çıkan pek çok dijital projenin fiyaskoyla sonuçlandıklarını görüyoruz. Bazı ürünler ise, doğal yaşam sürelerini tamamlamış oldukları için yavaşça sahneden çekiliyorlar.

İşte bu fiyaskoların ve tedavülden kalkmaların bazılarını sizin için derledik. Kapitalist teknolojinin acımasız ve tüketim odaklı dişlilerinden, bazan dünya devleri de nasiplerini alıyorlar:

Google Glass: Pratik olmasına ve şık görüntüsüne rağmen Google Glass projesi hem fiyatının yüksek bulunması, hem de gizli video kayıt potansiyeli taşıması nedeniyle bir çok kullanıcı ve kurumun tepkisiyle karşılaştı. İngilizler başta sinema, tiyatro ve spor salonları olmak üzere pek çok mekanda Google Glass kullanımına kırmızı ışık yaktılar. Google tarafından başlatılan bu proje, “kişisel ve ticari mahremiyet” konularında bazı etik tartışmaların başlamasını da tetiklemiş oldu.

Microsoft Windows 8: Windows 8’in yeni tasarımı kullanıcılardan umulan ilgiyi göremedi. Piyasaya girdiği ilk 6 ayda oldukça iyi satışlar yapması, bu ürünü eleştirel baskılardan korumaya yetmedi. Microsoft, 2013 – Ekim ayında Windows 8.1 sürümünü duyurmak zorunda kaldı.

Microsoft Windows Vista: Rakiplerine karşı üstünlük sağlayacak yeniliklerle piyasaya sürülen bu işletim sistemi, yapılan istatistiklere göre, XP kullanıcılarının sayısına bile ulaşamadı. Yavaşlığı, çok fazla hata içermesi ve yüksek donanım özelliklerine ihtiyaç duyması bu kaçınılmaz sonuca yol açtı.

MSN: 2005 yılında piyasaya giren ve dünya çapında oldukça yaygın bir kullanıcı kitlesi bulunan MSN, facebook ve twitter gibi sistemler tarafından sunulan pratik yeniliklere ayak uyduramayınca, 2013 yılının Nisan ayında çalışmalarını sonlandırdı. MSN üyeleri, Microsoft ailesine yeni katılmış olan Skype’a kaydırıldı. MSN’in yoğun şekilde kullanıldığı bazı ülkeler bu durumdan hiç te hoşnut görünmüyor.

Sanal klavyeler: Dijital dünyaya yeni bir soluk getireceğine muhakkak gözüyle bakılan lazer temelli sanal klavyeler ne yazık ki yeterli performansı sağlayamadılar. Özellikle akıllı telefon ve benzeri küçük cihazların çok daha konforlu bir şekilde kullanılmasını sağlayabileceği için bu araçlara büyük önem veriliyor. Ancak yapılan tüm çalışmalara rağmen kullanıcı tarafından büyük oranda kabul gören bir ürün geliştirmek mümkün olmadı. Alınan başarısız sonuçlara rağmen, ilgili firmalar ürün geliştirme çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor.

Masaüstü bilgisayarlar: Dijital dünya iyice mobilize oldu. Bu nedenle, sabit, hantal ve gelişmelere ayak uydurmakta zorlanan masaüstü bilgisayarlar artık müşteri bulmakta zorlanıyor. Dizüstü bilgisayarlar, tabletler ve akıllı telefonlar karşı konulamaz bir avantaj elde etmiş durumdalar.

Ahmet Aksoy – Mobil Bilişim

Kaynaklar:
http://www.complex.com/pop-culture/2011/04/the-50-worst-fails-in-tech-history/blackberry-playbook
http://www.digitalage.com.tr/2013un-dijital-fiyaskolari/