Şub 162020
 
730 views

Singularity Aşamasına Ulaşan Yapay Zeka İnsana Düşman mı Olacak?

Yapay Zekanın singularity-tekillik aşamasına geldiğinde insanlara karşı nasıl bir tavır takınabileceğini incelediğim videonun youtube linkine ve çözümlemesine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

https://youtu.be/Nhn8l_rcKo0

Merhaba,

Bir önceki VİDYOMDA Yapay Zekanın etkileyeceği meslekleri işlerken SİNGULARİTİ’den de bahsetmiş ama ayrıntılı bilgi vermemiştim. Bu kez SİNGULARITY – TEKİLLİK konusunu ele alacağım.

Singularity – tekillik, yapay zekanın kendi kendine yeterli olabileceği, kendi kendine üretebileceği, kendi kendini geliştirebileceği ve üstelik insan zekasının bu yapılanların -en azından bir kısmını- anlayamayabileceği bir düzeye gelmesi halidir.

Böyle bir durumda, yani yapay zekanın ne yaptığını insan zekası yeterince kavrayamaz durumdayken, yapay zekanın neler yapabileceğini öngörmek veya yaptıklarını değerlendirmek olanaklı olmaktan çıkacak demektir.

Bazı görüşler bunun çok büyük bir risk olduğunu düşünüyor ve belki de yapay zekanın, yani singularity noktasına ulaşmış, bunu aşmış yapay zekanın insan varlığına gerek duymayacak bir düzeni daha mantıklı bulabileceğini düşünüyorlar; insanın, kendi varlığına bir engel, bir tehdit olabileceğini düşünebileceğini söylüyorlar. Elbette bunun sonucunda yapay zekanın yapacağı ilk şey insan ırkını ortadan kaldırmak, en azından etkisizleştirmektir. Daha iyimser görüşte olanlar, -ben de bu tür olaylara daha iyimser bakıyorum – yapay zekanın bir anda ortaya çıkmayacağını; aşamalarla, insan unsuruyla entegre bir şekilde gelişeceğini düşünüyorlar.

İnsanlar, halen, kaybettikleri bazı uzuvlarını yapay olanlarla değiştirebiliyor. Kol, bacak gibi… Bu tür organlar giderek daha yararlı, daha kullanışlı araçlar haline dönüşüyor. örneğin bir yapay kol veya bacak, sadece hareket etmek için değil, beynin bazı duyumları algılamasını sağlamakla da görevlendirilmiş durumda ve bu konudaki çalışmalar oldukça umut verici görünüyor. zaten uzun vadede bu tür yapay organların orijinallerinin yerini alabileceği, hatta çoğu organın orijinallerinden daha iyi, daha kullanışlı bir hale gelebileceği sonucunu çıkartabiliriz.


TED-How we’ll become cyborgs konuşmasını mutlaka izleyin!

Örneğin yapay bir göz düşünelim. Bu göz istendiği zaman çok uzak mesafeleri görebilecek, teleskop veya mikroskop gibi çalışabilecek, gece görüşü sağlayabilecek, şu anda algılayamadığımız -yani normal bir gözün algılayamadığı- ışık frekanslarını algılayacak şekilde çok daha hassas ve kapsamlı bir hale getirilebilir.

Halihazırda kol ve bacak kaslarını destekleyen, uzun mesafelerde yorulmadan koşmayı veya ağır yükleri kolayca kaldırmayı sağlayan “exoskeleton” / “dış-iskelet” sistemleri üzerinde çalışılıyor.

DARPA exoskeleton

https://commons.wikimedia.org/wiki/File:DARPA_Exoskeleton.tiff


Çeşitli “IRON MAN” giysileri yapılmış durumda ve test aşamasındalar.

Giyilebilen fiziksel destek sistemleri giderek yaygınlaşıyor.

Onun dışında, insan beyninin, düşünce yapısının, beynin temel işlevlerinin bilgisayarlara aktarılabileceği düşünceleri var. Ya da hazır bir takım sistemlerin, algoritmaların, bilgilerin birer ek parça olarak insan beynine entegre edilebileceği söyleniyor. Bu konuda da çalışmalar mevcut. Yani beyninize bir çip takacaksınız ve Çince konuşmaya başlayacaksınız. Çinceyi, ana dilinizmiş gibi anlamaya başlayacaksınız. Ya da bir başka çip takacaksınız, kaslarınız normalin çok ötesinde sizin denetiminizde olacak. Daha önce yapamadığınız hareketleri kolayca, rahatlıkla yapabileceksiniz. Ya da bazı organlarınız tamamen yapay hale dönüşecek ve bu organlarla normal koşullarda yapamayacağınız pek çok şeyi yapabileceksiniz. (BRAIN IMPLANTS)

Bloomberg – The SPARK Reanimating Paralyzed Limbs

Şimdiki çalışmalar genellikle felçli veya bazı organlarını kaybeden insanlara eski yeteneklerini kazandırmak amacıyla yapılıyor.

Bütün bunlar mümkün. Beynin gelişmesi aynı zamanda yapay zekanın gelişmesiyle paralel devam ettiği sürece, insanın doğal yapısıyla yapay zeka bileşenlerinin entegre bir şekilde çalışması giderek kolaylaşacak.

Belki bir müddet sonra yapay uzuvlara karşı çıkacak insanlar, doğal insanı savunan insanlar, kişiler, felsefeler ortaya çıkacak. Belki bunlar uç noktalara da varabilecek. Bugün bile teknolojiyi reddeden bazı inanışlar var.

Onun dışında yine teknolojiyi, teknik gelişmeleri reddedip, tamamen doğal hayatın içinde yaşamak isteyenler, bunu tercih edenler var. Gelecekte neler olacak? Belki her iki yönde de daha uç noktalara gelinecek. Bazı insanlar tüm organlarını yapaylaştırmayı tercih ederken, bazı insanlar da yapay organların kullanımına karşı çıkacaklar.

Doğal insanı savunanların çok fazla başarılı olabileceğini, çok yaygınlaşabileceğini söylemek pek kolay değil. Çünkü bugün bile bir takım yapay yollarla yaşatılan, yaşamını sürdüren çok sayıda insan var. Yapay kalple, diyaliz makinalarıyla hayatını sürdürebilen insanlar var. Buna karşı çıkmak mümkün değil.

Eğer ileride insan vücuduna monte edilebilecek yapay böbrekler yapılırsa, buna karşı çıkmak hiç de mantıklı olmayacaktır.

Daha abartılı gelişmeler de olabilir. Örneğin, doğal halinden daha yetenekli kollar veya bacaklar edinmek isteyen; bu yüzden sağlam durumdaki kolunu, bacağını kestirip; onun yerine yapay organlar taktırmak isteyen insanlar da çıkabilir.

Bu konulara yönelik felsefik tartışmalar zaman içinde, daha doğrusu zamanı geldiğinde zaten yapılacak ama, teknolojinin yine de epey ağır basacağını tahmin ediyorum.

Bütün bu gelişmelerle singularity olayını birlikte ele alırsak, yapay zekanın birdenbire kendi başına karar verir ve insanlığın geleceğini tayin eder konuma geleceğini düşünmek tam bir karamsarlık olacak diye düşünüyorum. Onun yerine insan, yeni bir evrim basamağı olarak teknolojik bir bedene ve fonksiyonlara kavuşacaktır demek bana çok daha mantıklı ve olası geliyor.

Öyle ki, örneğin uzayda yaşayan insanlar, yani özel giysilere gerek duymadan radyasyona ve basınç eksikliğine, düşük ısıya dayanabilecek vücutlara sahip olan insanların veya canlıların varlığı hiç de yabana atılacak bir düşünce gibi görünmüyor.

Daha dayanıklı, daha uzun sürelerle yaşayabilen, daha verimli vücutlara sahip insanlar ve bunları destekleyen gelişmiş yapay zekalar yepyeni bir insan ırkının ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

Yani CYBORG, hiper-insan veya üstün-insan!

Benim beklentim, insanoğlunun zaman içinde kendi kendini değiştirerek, geliştirerek yapay zekayla birleşik, entegre bir yapıya dönüşmesidir. Bunu da, doğal olmasa bile, evrimin bir parçası olarak görmemiz gerekecek.

Özetle, yapay zeka tekilliğe ulaşacaksa, bunu, insandan bağımsız olarak değil, onunla bütünleşerek, bir üstün-insana dönüşerek yapacaktır.

Bu konuyla ilgili düşünce ve önerilerinizi lütfen paylaşın.

Yeni videolarımdan anında haberdar olmak isterseniz, Youtube kanalıma abone olmayı ihmal etmeyin.

Tekrar görüşmek üzere.

Ahmet Aksoy


Referanslar:



https://commons.wikimedia.org/wiki/File:DARPA_Exoskeleton.tiff

When Will We Reach the Singularity? – A Timeline Consensus from AI Researchers


http://www.singularity.com/
https://futurism.com/kurzweil-claims-that-the-singularity-will-happen-by-2045
https://www.inverse.com/article/29729-singularity-predictions

When will the Singularity happen? (infographic)


https://www.singularity2050.com/the_singularity/

What is Technological Singularity & when can we achieve it?

Şub 092020
 
1.535 views

Yapay Zeka ve Otomasyon Nedeniyle Önümüzdeki 10 Yıl İçinde Kaybolacak ve Yıldızı Parlayacak Meslekler

Merhaba.

Teknoloji çok ilerledi.

Özellikle son yıllarda, her yıl, kendisinden önceki yılların tamamının -yani medeniyetin başlangıcından itibaren biriktirilen bilginin tamamının- neredeyse daha fazlasını bir yıl içinde yeniden üretir hale geldi. Hem üretir, hem saklar, hem değerlendirir hale geldi.

Bütün bunlar aynı zamanda otomasyon çalışmalarının çok ilerlemesini bereberinde getirdi. Öyle ki artık kendi kendini üretebilen robot fabrikalar yapılabiliyor.

http://www.cranestodaymagazine.com/features/the-factory-that-builds-itself-220118-6032878/

Ya da bir takım fabrikaları yazıcıdan basmak mümkün oluyor.

https://www.economist.com/briefing/2017/06/29/3d-printers-start-to-build-factories-of-the-future

Devasa boyutlarda özel 3 boyutlu yazıcılar üretilmiş durumda ve bunlar size çeşitli yapılar üretebiliyorlar.

https://www.3dnatives.com/en/3d-printing-construction-310120184/

Marsın kolonileştirilmesi sırasında da yazıcılar tarafından üretilmiş yapılardan yararlanılacak.

https://www.enr.com/articles/42652-d-printing-buildings-on-mars-has-lessons-for-back-on-earth

3 boyutlu yazıcıların kendi kendilerini üretmeleri de şimdilik denenmemiş olsa bile yakında çözümlenecektir diye düşünüyorum.

Bütün bu gelişmelere baktığımızda üretimin tam otomasyonla gerçekleştirilmesi hiç de zor görünmüyor. Özellikle büyük ölçekli tarımın tamamen otomatik olarak gerçekleştirildiği büyük alanlarda uygulandığını biliyoruz. Bir takım araçlar, merkezi kontrol birimleriyle insansız olarak hava koşullarını takipten sulamaya, toprağın içeriğine uygun şekilde gübrelemeye, ilaçlamaya, hasata ve hasat edilen ürünün işlenip gereken yerlere gönderilmesine kadar her işi otomatik olarak gerçekleştirebiliyorlar.

https://www.engineering.com/DesignerEdge/DesignerEdgeArticles/ArticleID/16653/Smart-FarmingAutomated-and-Connected-Agriculture.aspx
https://www.remedybible.com/s/automated-farming/CDIQAA

Son yıllarda “karanlık fabrikalar” gibi bir kavramdan bahsediliyor. Bu kavram, ışıklandırma ihtiyacı olmayan fabrikaları ifade ediyor. Üretim bandında insan olmadığı için, aydınlatmaya da gerek kalmıyor. Çünkü, üretimde kullanılan robotlar ışık kullanmaya gerek duymuyor. Dolayısıyla, aydınlatmadan, büyük miktarda enerji tasarrufu yapılabiliyor.

https://investmentu.com/dark-factories-changing-manufacturing-profit/

Bu da gösteriyor ki önümüzdeki dönemde bu tür robot üretim merkezlerinin sayısal olarak artacağını, aynı zamanda ölçek olarak daha büyük boyutlara ulaşacağını öngörmek hiç de yanlış olmayacak.

Peki bu ne getirecek?

İnsansız üretim. Yani fabrika sahipleri üretimden elde ettikleri kardan işçi payı ayırmak zorunda kalmayacaklar. Yani çok daha fazla kar! İşçinin ne maaşı, ne sigortası, ne de emekli primleri olmayacak. Bu durum insansız üretim sistemlerinin çok daha hızlı bir şekilde yayılmasına neden olacak.

Bu yöntemin uzun vadeli sonucu ne olabilir?

Diyelim ki tüm dünyada, dünyanın her tarafında ya da ağırlıklı olarak büyük kısmında insana ihtiyaç duymayan üretim sistemleri var. Buğday, mısır, pirinç tarlalarını robotlar yönetiyor. Fabrikalarda yine robotlar var. İnsan hiç yok, ya da çok az sayıda, sadece kritik bir kaç noktada yer alıyor.

Peki, böyle bir durumda üretilen malların, ürünlerin satışı kimlere yapılacak?

İşçi yok. İşçi olmayınca, işveren dışında üretim kazançlarından pay alacak insanlar da yok. Dolayısıyla üretilen malları satın alabilecek kişiler de yok! İşverenler kazançlarını arttıracaklar… Aslında şöyle demek lazım: işverenler ürünlerini daha az maliyetle daha kolay, daha zahmetsiz ve belki de çok daha büyük ölçeklerde üretebilecekler, ama bu ürünleri satmakta zorlanacaklar. Niye?… Çünkü bu ürünleri alabilecek tüketicilerin pek çoğunun artık alabildikleri maaş ve ücretler yok. Geliri olmayan insanların üretilen malları satın almaları, alışveriş yapmaları mümkün değil.

İşte bu çelişkiyi bazı büyük organizasyonların yöneticileri görmüş durumda. Ve çözüm için getirilen önerilerden biri şu: bütün insanlara bir maaş bağlanması. Çalışmaları gerekmiyor. Sadece insan olmanın getireceği bir gelir imkanı.

https://www.siliconsquad.com/bill-gates-others-think-robotic-technology-steals-jobs-pay-taxes/

Peki bunu nasıl sağlayacaklar? Devletler, robot kullanarak, eleman kullanmadan üretim yapan fabrikalara özel vergiler uygulayacak; buradan elde edilen gelirler çalışamayan, çalışma imkanı olmayan insanlara maaş olarak dağıtılacak. Vatandaşlık maaşı.

https://www.independent.co.uk/news/uk/politics/replace-the-benefits-system-with-a-universal-basic-income-paid-to-all-citizens-think-tank-recommends-a6777101.html
https://citizensincome.org/

Bunun faydası ne? Böylece bu insanlar yaşamlarını sürdürmek için harcama yapabilecek, alışveriş yapabilecekler. Anlayacağınız, kapitalizm, kendi varlığını koruyabilmek için böyle dolaylı bir yöntem icat etmeye çalışıyor.

Önümüzdeki günler ne getirir, ne götürür? Onu şimdiden kesin bir şekilde söylemek mümkün değil. Ama gidişat o ki, robotların, robotik sistemlerin insanların yerini alması hızlanarak devam edecek.

Peki insanlar ne yapabilir?

Tek yapabilecekleri şey, bu gelişmelere uygun şekilde yeni iş alanlarına yönelmek. Üretim alanlarında insanın özellikle kas veya kısıtlı bilgi gücüyle devreye girebilmesi giderek zorlaşıyor. Ama onun yerine hizmet sektöründe yeni iş alanları açılacaktır. Bunun için de gelişmeleri takip etmek, hangi iş alanlarının ve hangi dönemlerde devreye girebileceğini incelemek, ona göre kendimizi bu gelişmelere uygun şekilde techizatlandırmak, geliştirmek en doğru hareket olacaktır.

Örneğin ben, yapay zeka konusunda çalışmayı, kendi açımdan bir savunma mekanizması olarak görüyorum. Çünkü yapay zeka çalışmaları “singularity” aşamasına gelinceye kadar devam edecektir. Singularity aşamasından sonra insanlığın ne durumda olacağını hayal bile edemiyorum. Ama bu konuda iyimserim. Singularity, bence, insanlığın gelişimi açısından da olumlu bir dönüm noktası olacaktır. Ama ne yazık ki, büyük ihtimalle ben, bu aşamayı yaşım itibariyle zaten göremeyeceğim.

Yapay zeka ta 1950’lerde kavram olarak devreye girmişti. Otomasyon, tabii ki çok daha öncelere dayanıyor.

Yapay zekanın tarihsel gelişimine göz attığımızda, belli dönemlerde tırmanışa geçtiğini, ardından bir duraksama ve uyku dönemine girdiğini görüyoruz. Bu döngü, belli aralarla tekrarlanıyor.

https://learn.g2.com/history-of-artificial-intelligence
https://towardsdatascience.com/history-of-ai-484a86fc16ef
https://www.actuaries.digital/2018/09/05/history-of-ai-winters/

2000’den sonra bu konuda büyük bir sıçrama yaşadık. O yüzden önümüzdeki yılların yine bir uyku dönemine evrilmesi kuvvetle muhtemel. Hala bazı gelişmeler oluyor ama, hızı eskisi kadar değil. Belki de yeni bir şahlanma dönemi için kuantum bilgisayarların yaygınlaşmasını bekleyeceğiz. Bu süreç 5-10 yıl sürebilir.

Peki biz ne yapabiliriz? İşte bu yavaşlama dönemini, bir sonraki şahlanma dönemine hazırlık olarak kullanabiliriz. En azından benim açımdan böyle… Sizler de kendi alanlarınızda araştırmalar yapabilirsiniz.

Örneğin öğretmenlik, avukatlık, hakimlik, doktorluk gibi meslekler büyük risk altında görünüyor. Bu alanlarda kariyer yapmak giderek zorlaşacak. O nedenle bu mesleklerde çalışan veya kariyer yapmayı düşünenlerin kendilerine alternatif ikincil alanlar bulmasında yarar var.

Konuyu daha fazla uzatmamak için önümüzdeki 10-20 yıl içinde gücünü kaybedecek veya yıldızı parlayacak meslekleri kabaca listelemeye çalışacağım.

Bu mesleklerin geleceği konusundaki kişisel görüşlerinizi yorum alanından paylaşabilirsiniz.

Bu kaçınılmaz gelişmelere kötümser bir gözle bakmayın. Sadece farkındalığınızı arttırmaya özen gösterin. Biraz daha proaktif olun. Geleceğin sonuç itibariyle insanlığa daha güzel şeyler getireceğine inanın.

İşte gücünü kaybetmeye aday olan meslekler:
Avukatlık, hakimlik, doktorluk, emlakçılık, gazetecilik, araç sürücülüğü, postacılık, kuyumculuk, yayıncılık, kasiyerlik, seyahat acenteliği, telefonla pazarlama, sekreterlik, asistanlık, fast-food hazırlama, sosyal medya uzmanlığı, üretim ve montaj işçiliği, askerlik, güvenlik, muhasebecilik, depoculuk, basım işleri, barmenlik ve garsonluk, ofis ve danışmanlık hizmetleri, çiftçilik, hayvancılık, ormancılık, taşımacılık, inşaat ve hafriyat işçiliği, kurulum-bakım ve onarım işleri, satış, sağlık hizmetleri, bilişim ve matematik, kişisel bakım ve hizmet, sağlıkla ilgili teknik işler, yöneticilik, bina ve yer temizliği, sanat-tasarım-eğlence-spor ve medya uzmanlığı, mimarlık, mühendislik, eğitim-öğretim ve kütüphanecilik, finansal işler…

Bunlar da yıldızı parlayacak yeni meslekler:
Drone operatörlüğü, terapistlik, diyet ve beslenme uzmanlığı, yapay zeka uzmanlığı, 3-d printing uzmanlığı, dijital para danışmanlığı, dijital çilingirlik, besin mühendisliği, ev otomasyon hizmetleri, kişisel web yöneticiliği, robot sürücülüğü, doğal yaşam uzmanlığı, yedek organ üreticiliği…

Yorumlarınızı bekliyorum.

Kendinizi geleceğe hazırlayın! Ama iyimserliğinizi de hiç bir zaman elden bırakmayın!

Ahmet Aksoy